Evet, OHAL yani olağanüstü hal yeniden ilan edilmelidir diye tutturdu Devlet Bahçeli. Buna karşı çıkanları da terörizmle işbirliği içerisinde olmakla itham etti.. Öyle ya, ne diyebiliriz, herkes kendisinin beslenip palazlanabileceği bir ortamı ve atmosferi isteyecektir elbette.
OHAL teklifi ne kadar kabul görür bilmeyiz de, fakat bizim bildiğimiz bir şey var, özellikle bizlerin bildiği:
Bizim için bu hal, zaten OHAL değil de ya ne hal?
Sizin sohbetinize gelen, sizin derneğinize gelen gençler sivil polis olduğunu söyleyen kişilerce çevrilip “Nereye gittiğinizi biliyor musunuz? Gittiğiniz o dernek kimlerindir biliyor musunuz? Sizin için hiç de iyi olmaz ha…” diye tehdit ediliyorsa…
Bu hal OHAL değil de ya ne hal?
Aynı şehirde Nisan ayı içerisinde her gün bir dernek veya vakıf tarafından düzenlenen Kutlu Doğum etkinliklerine hiçbir şey denilmeyip, sizin derneğiniz tarafından Resmi olarak düzenlenen Kutlu Doğum etkinliğine katılanlar resmi üniformalı polisler tarafından çevrilip: “Nereye gittiğinizi biliyor musunuz? Bu etkinliği kimlerin düzenlediğinden haberiniz var mı, diye sorgulanıyorsa…
Bu hal OHAL değil de ya ne hal?
Gazetenizin aboneleri sivil polis olduğunu iddia eden kişilerce ziyaret edilerek bu gazeteyi okumamaları için tehdit ediliyorsa, “Bu gazeteyi kimlerin çıkardığını biliyor musunuz? Sizin üniversiteye girecek bir çocuğunuz yok mu, oğlunuzun kızınızın işe girmesini istemiyor musunuz? Bu durum sizin için hiç de iyi olmaz…” tehdit ediliyorsa…
Bu hâl OHAL değil de ya ne hâl Allah aşkına?
Gazetemizin geçen sayısında bir tam sayfa olarak verilen Adana’daki uygulamalar OHAL değil de ne haldir Allah aşkına?
Yakındaki bir şehirde düzenlenen etkinliğe katılmak için yola çıkan insanlar yolda çevrilip sorgulanıyor ve çıkışları engelleniyorsa…
Bu hâl OHAL değil de ya ne hâldir?
İnsanlar göz göre göre cezaevlerinde kansere yakalanıyorlar ve buna rağmen tedavi edilmiyorlarsa, hastanenin yedi imzalı raporuna rağmen sırf İslami kimliğe sahip oldukları için bırakılmıyorlarsa, çoluğunun çocuğunun yanında evlerinde ölmelerine müsaade edilmiyorsa… Bununla birlikte nice İslam düşmanı, Marksist ve teröristlerin bu durumda derhal serbest bırakılıyorlarsa, hatta bunların bir kısmı daha sonra terörist eylemlerde yeniden yakalanıyorlarsa…
Bu hâl OHAL değil de ya ne hâl?
Aynı anda turp gibi Ergenekoncular maşallah beş yıldızlı hastanelerden bir türlü cezaevlerine alınmıyorlarsa, bu arada bu beyefendilerin sağlıklarında acaba olumsuz bir gelişme var mıdır diye ikide bir Cumhurbaşkanı tarafından telefonla durumları sorulup Haberalınıyorsa…
Söyleyin Allah Aşkına, bizim için bu hâl OHAL değil de ya ne hâl?
İçişleri Bakanlığının dikkatine!
Bütün bu emirler Bakanlık tarafından mı veriliyor, yoksa Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından mı veriliyor? Veriliyorsa nasıl bir emirdir bu ve neye dayanarak veriliyor?
Veya Bakanlığın böyle bir emri yok da, Emniyet mensupları bütün bunları fazladan, fedakârca kendiliklerinden Hizmet aşkıyla mı yapıyorlar? Maksatları nafileden sevap kazanmak mıdır?
Gerçi elhamdülillah bizim için bütün haller aynıdır, biz bütün halleri biliriz, her halle karşılaşmışızdır, hiçbir hali yadırgamayız.
Fakat yine de bir soralım yetkililere, bu hâl ne hâldir, bir bilelim.







