Dogruhaber ----

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size

Mehmet Göktaş / mgoktas@dogruhabergazetesi.com

Mehmet Göktaş                    mgoktas@dogruhabergazetesi.com   
Yazarlar - Mehmet Göktaş / mgoktas@dogruhabergazetesi.com

Bizim bulunmadığımız alanlar

Toplumsal hayat asla boşluk kabul etmez. Bizim bulunmadığımız alanlar şu anda mutlaka birileri tarafından doldurulmuş durumdadır.

Ve şu anda bizim bulunmadığımız öyle alanlar vardır ki, oralarda bu coğrafyanın kaderiyle ilgili kırmızı çizgiler çizilmekte, bizzat bizim hayatımızla ilgili kararlar alınmakta ve biz oralarda değiliz, biz oralarda yokuz.

Biz mutlaka her alanda bulunmalı mıyız, bizim bulunmamamız gereken alanlar yok mudur? Bu alanların alternatifi var mıdır, İslamî ilkelerimizden taviz vermeden biz bu alanları oluşturamaz mıyız?

Bütün bunlar "İslami hareket metodu" başlığı altında ele alınması gereken konulardır.

2010 Türkiyesi şirkin egemen olduğu Kureyş’in Mekkesi midir? Yoksa Peygamber Aleyhisselam ve ashabının Medinesi midir? İslam adına bizler nasıl bir yol izleyeceğiz?

Yaşadığımız bu coğrafyayı Mekke kabul ederek bütün çalışmalarımızı "Darulerkam" üzerine oturtmak, ev çalışmalarından öteye geçmemek, Mekkî sûreler üzerinde yoğunlaşmak, dışımızdaki herkesi müşrik kabul etmek ve o şekilde yaklaşmak ne derece doğrudur?

Sonra "Darulerkam" nasıl anlaşılmalıdır?

Unutmayalım, Mekke’deki Darunnedve’nin alternatifi, Arabistan’ın ücra bir noktasındaki gizli bir ev değil, yine aynı merkezde, aynı Mekke’deki Darulerkam’dır.

Her ne kadar "kimsenin bilmediği gizli bir ev" olarak nitelendirilse de, müşriklerin bütün önde gelenlerinin bildiği, mensuplarını dikkate aldığı, muhatap kabul ettiği bir merkezdir.

Darulerkam, ortaya çıkıp var olduğu andan itibaren Darunnedve için birinci gündem olmuş, iddiaları ve talepleri birinci tehdit kabul edilmiş bir yapıdır.

Evet, Türkiye İslamî açıdan Rasûlullah’ın (s.a.v) Medine’si konumunda değildir. Fakat hiç kimse yaşadığımız bu coğrafyayı Kureyş’in müşrik Mekke’si olarak da göremez.

Türkiye’yi müşrik Mekke olarak görmek, şu ana kadar İslam adına verilen bütün mücadeleleri inkâr etmek, kabul etmemek, görmemezlikten gelmek ve üzerini bir çırpıda çizmek demektir.

Bizden öncekilerin İslam adına hiçbir şey yapmadıklarını, İslam adına bizlere hiçbir emanet bırakmadıklarını, hiçbir mesafe kat etmediklerini iddia etmektir ki, bu hem nankörlüktür ve büyük bir yanılgıdır. Aynı zamanda bundan sonraki çalışmalar için yanlış bir yola girmek demektir.

Haftalık ev veya dernek sohbetlerimiz, Kur’an merkezli çalışmalarımız, siyret ağırlıklı okumalarımız, cami eksenli çalışmalarımız, yani Darulerkam olarak nitelediğimiz faaliyetlerimiz elbette kesintisiz bir şekilde sürecektir. Bunlar bizim İslami çalışmalarımızın omurgasıdır ve olmazsa olmazıdır. Bundan sonra hangi faaliyet alanlarına açılırsak açılalım, biz bu çalışmalarımızı kesinlikle terk etmeyeceğiz. Zaten terk ettiğimiz an biteriz, biz biz olmaktan çıkarız.

Bununla birlikte kafamızı kaldırıp mutlaka bizim bulunmamız gereken alanlar olduğunu görmeliyiz. Müslümanca bir hayat, Müslümanca bir dünya için mutlaka ve mutlaka bizlerin bulunması gereken mücadele alanlarında, hayatın en etkin ve aktif alanlarında bulunmak durumundayız.

Bu alanlar, son sözlerin söylendiği alanlardır, sözlerin en etkin olduğu alanlardır, her şeyin başlatılıp bitirildiği, çok şeylerin kazanıldığı ve kaybedildiği alanlardır.

Bu alanlar, tağutların bizzat bulunduğu ve dolayısıyla Müslümanların da mutlaka ve mutlaka bulunması gereken alanlardır.

Belki diller tam olarak ifade etmiyorsa da, zaten şu anda bütün gözler söz konusu alanda Müslümanları aramaktadır.

 
Yazarlar - Mehmet Göktaş / mgoktas@dogruhabergazetesi.com

Adımlarımız olmalı kendimize ait

Diyelim ki içinde bulunduğumuz süreç Müslümanlar olarak bizim lehimize işliyor.

Her gün Müslüman...

Yazarlar - Mehmet Göktaş / mgoktas@dogruhabergazetesi.com

Bütün camileri bedduaya çağırıyoruz!

Fatih ve Beyazıt camilerini bir Cuma namazı esnasında bombalayacaklar, yüzlerce, binlerce müslüman...
Yazarlar - Mehmet Göktaş / mgoktas@dogruhabergazetesi.com

israil’le kötü olmak, Bütün bir insanlıkla iyi olmaktır!

Devlet ve millet olarak israil'le, özellikle israil yönetimiyle kötü olmak demek, başta bu coğrafya...

Yazarlar - Mehmet Göktaş / mgoktas@dogruhabergazetesi.com

Mısır’ın Kahreden İhaneti

Geçen yıl bu zaman İsrail'in Gazze katliamına sessiz kalışını “Mısır'ın Kahreden Suskunluğu...

Sayfa 7 > 9